Web 2.0’ın Büyülü Metriği Nedir?

Tarih: Ekim 30, 2008 Yazar:  
Kategori: Bilişim Rüzgarı

Banner’lar, açılır pencereler, zengin medya, zor açılan giriş sayfaları: Web artık bir reklam denizinde yüzüyor. Peki bu reklamlar yeni Web 2.0 devrinde ne kadar etkili?

comScore ve Nielsen//Netratings gibi şirketler, insanların ne sıklıkla bu reklamları tıkladığını ya da Web sitelerini ziyaret ettiğini belirleyen tıklama ya da sayfa görüntülenme oranları gibi verileri toplayıp düzenli olarak yayınlıyorlar. Ayrıca, yıllardır özellikle televizyon, radyo ve yazılı basında yer alan reklamların sonuçlarını ve marka tanınırlığını tüketici anketleriyle takip ediyorlar.

Fakat, bu bilgi reklamcılar ve Web site sahiplerine değer katarken, zaman hızla değişmekte ve bunu sağlamanın yolu da artık çok eskide kalmış bir yol olabilir.
Şirketin merkezinde gerçekleştirilen resmi olmayan bir basın toplantısında, Yahoo kavrama şefi Peter Daboll, “Reklamların etkisinin güvenilir bir şekilde ölçülüp ölçülmediğine bakıyorum ve hala bunu sağlayabildiğimizden emin değilim, ” diye belirtiyor.

comScore’un önceki başkanı Daboll, bu konu üzerine yorum yapabilecek vasıfta. Daboll, büyük Internet değerlendirme şirketlerinin yeni geliştirdikleri metriklerin, yeni teknolojileri ve kullanıcıların Web davranışlarını hesaba katmakta etkili olacağından emin.

“Etkinliği öğrenmenin anahtarı, kaç farklı izlenim aldığınızda yatmaktadır. İnsanların reklama verdiği tepki nasıldı? Sadece bilinçsizce fareyi mi oynatıyorlardı yoksa o reklama ilgi gösterdiler mi?”

Daboll anketlerin etkisiz olduğunu çünkü birçok tüketicinin online davranışlarını tanımlamak konusunda pek de iyi olmadıklarını söylüyor. Başkanı olduğu sırada, comScore tarafından gerçekleştirilen ve tüketicilerin hangi Web sitelerini ziyaret ettiklerini araştıran bir anketi anımsıyor.

“Gerçekte 300’e yakın web sitesi ziyaret etmelerine rağmen, genel cevap ayda yaklaşık 10 web sitesi idi,” diyor.
Gömülü video gibi yeni teknolojiler kullanıcıların davranışlarını değiştiriyor. Örneğin, Daboll, kullanıcıların Yahoo’nun ana sayfasında daha fazla zaman harcadıklarını ve bunu da gömülü içeriğin sağladığını belirtiyor. Bunun anlamı, gömülü içerik sayesinde Yahoo ve diğer sitelerdeki sayfa sayısının azalması ve aynı zamanda daha fazla kullanıcı meşguliyeti.

Daboll “Dünyanın ardışık görünümünden hep daha genç ve daha genç demografikler geçiyor, ve kendi ortamlarına kendi bakış açılarıyla atlıyorlar,” dedi. “Bu bizim için muhteşem bir şey. İnsanları gerçekten cesaretlendirdiğimiz tek şey sayfa görünümlerini dert etmeyi bırakmaları çünkü bu görünümler sonuçta bağlılık yemini etmiyorlar, yani sürekli değişiyorlar.”
Ayrıca, Daboll, Yahoo’nun kendi reklam ağının da dahil olduğu Internet şirketlerinin, tüketicileri ürünleri satın almaya yönlendirecek yeterlilikte güvenilirliğe sahip olmadıklarını da belirtiyor.

Daboll birçok ürünün offline satın alındığını ancak satın alımla sonuçlanan tüketici araştırmalarının çoğunun ise on-line olarak yapıldığını ifade ediyor. Daboll her ne kadar Web üzerine yöneldiğinde çok daha efektif olabilecek olsa da, Madison Avenue’ya sıkışıp kalan belki de 100 milyon dolarlık satın alım hacminin Web’e yönelmesini engelleyen bir “korku faktörünün” varlığından söz ediyor.
Daboll, örneğin Yahoo’yu gün içinde birden çok kez ziyaret eden 50 milyon kullanıcı sayısı olduğuna ve bu sayının tüm prime-time TV izleyicilerinin sayısından çok daha fazla olduğuna dikkat çekiyor.

Daboll “Kitlelere hitap eden medya kuruluşlarının çoğu adeta kör bir enstrüman,” diyor. “Tutkulu Gatorade müşterilerini cezp etmek için futbol mu satın alırsınız? Ne kadar da gereksiz bir harcama.”

Hedefli reklamlar bile sorunlu olabilir.
Daboll yaşı ilerlemiş bayanları hedef alan bir anti-selülit reklam kampanyasını hatırlatıyor. “Reklamın frekans aralığı çok iyi değildi ve bunun sonucu olarak insanlar çok sinirlenmişlerdi,” diyor Daboll ve ekliyor: “Doğru dengeyi tutturabilmeniz lazım.”

Ancak asıl ölçüm esrarı mobil sektöründe. Daboll şu anda mobil cihazlarında kullanıcı bağlılığını ölçebilecek hiçbir ölçütün söz konusu olmadığını ifade ediyor.
Daboll bu ölçümü yapmanın bu kadar zor olmasına sebep olan faktörlerden birisinin, taşıyıcıların müşterilerine tutunmayı çok büyütmeleri ve on-line bir anket gibi müşterilerinin gözünde sıkıntı yaratabilecek çalışmalara izin vermeye pek yanaşmamaları olduğunu söylüyor. “Taşıyıcılardan böyle bir izin çıkartmak tam anlamıyla imkansız.”

Elbette ki medya etkinliğinin ölçülmesi reklamcılar için oldukça eskiye dayanan bir sorun. Basılı yayın reklamcıları için bir reklamın boyutları ve yerleştirilmesine (örneğin sayfanın soluna mı sağına mı gibi) karşı maliyeti endişe yaratırken billboard şirketleri için ise otoyoldaki bir sürücü tarafından reklamlarının ne kadar iyi gözükeceği endişe yaratabiliyor.

Yahoo’nun kendi reklam cephanesi, Eylül ayının başında BlueLithium on-line reklam network’ünü nakit 300 milyon dolar karşılığında satın alacağını duyurmasıyla hayli genişlemiş gibi görünüyor. Söz konusu anlaşma, doğrudan pazarlamada bir uzman yardımı ile Yahoo şirketinin zaten başarılı olan marka reklamcılığını tamamlamasına yardımcı olacak şekilde dizayn edildi.

Java Day ’08, Yazılım Geliştiricileri Buluşturdu

Tarih: Ekim 23, 2008 Yazar:  
Kategori: Bilişim Rüzgarı

Sun Microsystems uygulama geliştirme dünyasının gündemindeki konulara ışık tutmak amacıyla her yıl düzenlediği geleneksel Java Day etkinliğini, bu yıl da İstanbul’da Javacılar’ın yoğun katılımıyla gerçekleştirdi. Ericsson, Oracle ve AMD’nin sponsorluğunda düzenlenen Java Day ’08 İstanbul’da, hayatın hemen her anında farkında olmadan kullandığımız Java teknolojisinde yaşanan gelişmeler masaya yatırıldı, bireysel ve kurumsal alandaki yenilikler paylaşıldı. Çok sayıda Java geliştirici ve teknoloji meraklısının katıldığı Java Day ’08 İstanbul’un sürpriz açıklaması, Sun Java Akademisi Programı oldu.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Sun Microsystems Türkiye Genel Müdürü Özhan Toktaş, 1995 yılında tüm dünyada her an her yer ve her araçta aynı dilin konuşulduğu bir gelecek için keşfettikleri Java’nın gelecek vizyonunun düşünülenden çok daha önce gerçek olduğunu belirtti. Toktaş, tüm dünyada milyonlarca Java geliştiricisinin birbirinden farklı Java uygulamaları geliştirdiğini, günümüzde Java’nın tüm dünyada 5 milyar aygıta güç kattığını söyledi. Momentum Research Group araştırmasına göre Java™’nın dünya genelinde IT profesyonellerinin tamamı ve teknoloji tüketicilerinin yüzde 86’sından fazlası tarafından tanınan bir teknoloji olduğunu anlatan Toktaş, araştırmaya katılan her üç tüketiciden birinin satın alma kararlarında Java’nın önemli rol oynadığını belirttiğini vurguladı. Toktaş, “Sun olarak tıpkı kurulduğumuz günde olduğu gibi, geleceğin temelinin Katılım Çağında “AÇIK DÜNYA” olduğunu vurguluyoruz. Java, bu açık dünyanın en önemli simgelerinden biri” diye konuştu. 5 Şubat itibariyle Türkiye’de Sun Developer Network programına kayıtlı 16 bin 373 Java geliştiricisi bulunduğuna ve bu rakamın içinde bulunduğumuz bölgedeki birçok ülkenin neredeyse iki katı olduğuna dikkat çeken Toktaş, Java’cılara Sun Java Akademisi kapsamında, Java eğitimlerini Türkiye’de ilk defa Sun kalite ve güvencesi ile, kendi adıyla vermeye başladığı müjdesini verdi.

Sun Microsystems’da Yazılım Teknolojileri ve Geliştiriciler Bölüm Lideri olarak görev yapan Reginald Hutcherson da, sunumunda Sun’ın yazılım stratejileri ve yazılım geliştiricilerin WEB 2.0 teknolojilerini kullanarak gerçekleştirdikleri yeni nesil uygulamalarla ilgili bilgiler verdi.

Java Day’de daha sonra Sun’ın yabancı teknoloji danışmanları Java’yla ilgili gelişmeleri katılımcılarla paylaştı ve Java ile gerçekleştirilen ilginç uygulamaları renkli demolarla anlattılar. Katılımcılar masaüstü uygulamalardaki yenilikler, kurumsal bilgiişlem, WEB 2.0 uygulamaları ve Java ile programlanabilir objeler teknolojisi ile ilgili detaylı bilgi sahibi olma şansını yakaladılar. Java uzmanlarının sahnede Java’yla yazdıkları programlarla, Tom Cruise’un başrol oynadığı meşhur Minority Report (Azınlık Raporu) filminde olduğu gibi, herhangi bir işletim sistemine gerek kalmadan uzaktan bir çeşit eldivenle yönettikleri çeşitli robot ve oyuncaklar da ilgiyle izlendi.

Gün sonunda Hürriyet Gazetesi Köşe Yazarı ve Editörü Yurtsan Atakan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Yaşamın İçinde Java” adlı panelde de Pozitron CEO’su Fırat İşbecer, Bilyoner İnteraktif Hizmetler A.Ş. Ürün ve Kanal Yönetimi Müdürü Ali İlhan Tireli, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Coğrafı Bilgi Sistemleri Müdürü ve Bilgiişlem Müdür Vekili Hamdi Çinal ve Ericsson İş Geliştirme Yöneticisi Sibel Aydoğdu Bahadır, Türkiye’de Java ile gerçekleştirilmiş ilginç projelerle ilgili deneyimlerini paylaştılar.

Cisco; ‘Gayet İyiyiz’ Diyor

Tarih: Ekim 23, 2008 Yazar:  
Kategori: Bilişim Rüzgarı

Ağ teknolojileri konusunda dünyanın lider kuruluşlardan olan Cisco, bir çok teknoloji şirketinin kan kaybetmesine rağmen istikrarlı bir şekilde büyümeyi sürdürüyor.

ABD’de etkili olan ekonomik yavaşlamanın hissedildiğini ifade eden Cisco yetkilileri, ancak bunun piyasanın tamamıyle çökmesi anlamına gelmediğini belirtiyorlar. CEO John Chambers’ın, 2008 sonu ve ötesi için ihtiyatlı bir iyimserlik içinde olduğu biliniyor.

Yılın üçüncü çeyreğine ilişkin verilerin değerlendirildiği toplantıda Chambers, ekonomik yavaşlamaya rağmen şirketin istikrarlı büyüme çizgisini devam ettirdiğine dikkati çekti. John Chambers, Bilgi Teknolojilerinin her gün biraz daha fazla önem kazanmasının bu konuda pozitif düşünmesini sağladığını ifade etti.

Açıklanan dönem raporuna göre beklenenin üzerinde bir performans sergilemesi, kaygılı bekleyiş içindeki bir çok Cisco yatırımcısını rahatlattı.

Merkezi, Kaliforniya’nın San Jose şehrinde bulunan Cisco, gelirin % 10 oranında artarak 8.9 milyar dolardan 9.8 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Böylelikle Cisco’nun geliri, hisse başına ortalama 34 dolardan 38 dolara yükselmiş oldu.

Chambers; “Bilgi teknolojilerinin, pek çok sektöre üretken bir yapı kazandıracağına inanıyorum. Ve ayrıca, ülkemdeki bir çok sektör yılın ilk çeyreğinde tek haneli büyüme gösterirken, bizim de içinde olduğumuz alan % 10 büyüyebiliyorsa bu gerçekten iyi bir sonuç demektir” dedi.

Pazarın yumuşama eğiliminde olduğunu açıklayan CEO Chambers, en hızlı büyüme beklentisi içerisinde bulundukları pazarda tekli sayıyla büyümelerinin toplam pazarda daha fazla büyümeyi engellediğini belirtti.

% 12 ila 17 arasında gerçekleştirilen büyüme rakamlarının sağlandığı eski günlere geri dönüleceği konusunda umutlu olduğunu açıklayan Chambers, özellikle ABD dışı ve Japonya’da bu şekilde hızlı gelişmelerin yaşandığına dikkat çekti.

John Chambers, Web 2.0’nin popüler olması dolayısıyla, sevis sağlayıcıların kullanıcılarına daha iyi bir hizmet sunabilmek için kendi ağlarını kurmaya başlamalarının Cisco’nun büyümesine pozitif bir etki yaptığını ifade etti.

CEO Chambers, Cisco’nun, mevcut zor şartlar altında bile pazardaki yerini muhafaza edeceğine ve hatta daha rekabetçi bir yapıyla rakiplerinin arasından sıyrılacağına olan güvenini koruduğunu ifade etti.

Cisco’nun performansı, ekonomik barometreleri göstermesi açısından pek çok pazar analistince yakından takip ediliyor. Zira, Cisco ürünleri daha çok telekomünikasyon şirketleri ve büyük ölçekli şirketler tarafından satın alınıyor.

Kimi pazar analistleri, teknolojik harcamaların belirlenmesinde daha bir çok bilinmeyenin olduğuna dikkati çekerek, bunda daha çok pazarda yaşanan belirsizliklerin etkili olduğunu ifade ediyorlar.

Cisco, yaşanan yavaşlamadan etkilenmeden yeni ürünler geliştirmeye ve bunları piyasaya sunmaya devam ediyor. ASR 1000, Nexus 7000 ve ISR ağlararası iletişimi sağlayan AXP modülü sadece bunlardan bir kaçı.

Yeni İnternet’i GENI mi Yaratacak?

Tarih: Ekim 23, 2008 Yazar:  
Kategori: Bilişim Rüzgarı

Yıllardır ikinci bir internet üzerinde çalışıldığı konuşuluyor. Evet Web 2.0’ımız var ama hala üniversiteler ve Amerikan askeri araştırma laboratuarları tarafından oluşturulan eski (orjinal) İnternet’i kullanıyoruz. O zamanlar bu yapının asla bu büyüklüğe ulaşabileceği öngörülmemişti.

Ama teknoloji firması BBN technologies, bugünlerde “Global Environment for Network Innovations” ya da kısaca “GENI” olarak isimlendirilen bir proje üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.

GENI, bilimsel ve araştırma projeleri için oluşturulmuş bir yerel network altyapısı. Yüksek Öğrenim için Chronicle’da yer alan bir makalede GENI, “geliştirme ve yaratıcılık için bir network test yatağı” olarak tanımlandı. Makalede GENI’nin misyonu, araştırmacılara network alanında radikal yeni fikirleri uygulama olanağı vermesi olarak gösterilirken, yeni yaklaşımlarla network güvenliği, veri hızları ve yeni özellikler konusunda gelişmeler sağlanacağı ümidi belirtiliyor.

BBN Technologies, 29 üniversitenin katılacağı bir çalışma ile GENI’nin prototipini ulaştırmak üzere, Amerikan Ulusal Bilim Vakfından, 3 yıllığına 4 milyon $’lık bir teşvik aldı.

Mart ayında yetkililer projeye bir danışmanlar kurulu oluşturdular ve ekonomistlerden, sosyal bilimcilere ve bilgisayar mühendisliğine kadar her disiplinden akademisyenleri davet ettiler. Oluşturulan panel Network Bilim ve Mühendislik Konseyi yani NetSE (Network science and engineering conseil) olarak adlandırıldı.

Web 2.0 Uygulamaları Para Kazandırmıyor

Tarih: Ekim 23, 2008 Yazar:  
Kategori: Bilişim Rüzgarı

Web 2.0 ile ilgili olarak en çok abartılan konulardan birisi, sırf çok fazla insan kullanıyor diye, bu işte çok para olduğuna inanılmasıdır.

MIT Technology Review dergisinin son sayısında yayınlanan bir yazı bunun pek de böyle olmadığını ortaya koyuyor. Örneğin; dergide sosyal networking sitelerinin abone bazında büyümede pek çoğumuzun hiç öngörmediği bir biçimde gökdelenler gibi yükselişte olmalarına karşın, karlılıklarının aynı ölçüde büyümediğinden bahsediliyor. Örneğin Facebook Ocak 2008 yılında bir önceki yıla göre ziyaretçi sayısını ikiye katlamış olsa da, bu yıl 100 milyon dolar zarar etmesi beklenen bir sosyal networking sitesi.

Elbette ki sosyal networking sitelerinin para kazandırmıyor olmasının başlıca sebeplerinden birisi sadece reklamlara bel bağlıyor oluşları. Her site reklam gelirlerinden para kazanmayı hedefler, ama burada sorun bir sosyal networking sitesine reklam yerleştirmenin bir portala banner yerleştirmekten veya bir arama motoruna sponsorluk linkleri vermekten çok farklı oluşu. İnsanlar Facebook’a arkadaşları ile etkileşime geçmek ve içerik paylaşmak üzere giriyorlar ve hal böyleyken reklamların yollarına çıkmasından hoşlanmıyorlar.

Hedef odaklı reklamlar bu konuda geçici bir çözüm sunuyor gibi ancak, Facebook’un da zor yoldan öğrendiği gibi, kullanıcı profillerinin demografik bilgi bağlamında birer altın madeni olmaları, kullanıcıların bu bilgileri reklam amaçlı kullandırmaktan hoşnut olacakları anlamına gelmiyor.

Bu konuda iyimser olanlar işler bir reklam modelinin zaman içinde kendini göstereceğinde ısrar ediyorlar, ancak o zamana dek pek çok deneme-yanılma süreci gerçekleşecektir ve başarı da kullanıcıları anlama yeteneğine bağlı olacaktır. Ancak bu oldukça zorlu bir uğraş olacaktır zira pek çok kullanıcı da henüz keşfetme aşamasında olduklarından bir yerden diğerine hareket edip artlarında terk edilmiş kullanıcı hesapları bırakıyorlar. Dolayısıyla burada hareket halindeki bir hedef kitlesinden bahsediyoruz.

Technolohy Rewiev’in de belirttiği gibi Web 2.0 cephesinde sanal dünyalar hala canlılıklarını koruyorlar ve açık kaynağa geçmek ve birlikte işlem gören avatarlar oluşturmanın yollarını arıyorlar.

Linden Laboratuarları tarafından yeni piyasaya sürülen ve geliştiricilerin yeni işlevsellikleri test edebilmeleri için tasarlanan Open Grid Beta programı, kullanıcıların Second Life test alanı ile Open Sim’in ürettiği diğer yazılımları çalıştıran ve Linden Lab’a ait olmayan test alanları arasında dolaşmalarına olanak sağlayacak. Open Sim bir sanal-dünya sunucusu yaratmak üzere tasarlanmış bağımsız bir açık kaynak projesi.

Peki bunca uğraş niye? Çünkü bu sayede örneğin bu sayfa gibi 2 boyutlu sayfaların yerine etkileşimli 3 boyutlu Web sayfalarının olduğu “3D Internet” yaratılabilir. İşletme bakış açısından bakacak olarsak bu uğraş günümüzde örneğin Nokia gibi firmaların her bir sanal dünya için farklı sanal vitrinler tasarlaması ve oluşturmasını gerekli kılan sanal dünya silolarını da ortadan kaldıracak. “Sadece bir defa oluşturun ve her yere taşıyın!” sloganının etkisini bir düşünün.

Bu arada sanal iş dünyasının şu ana dek Second Life’ta büyük bir başarı yakalayamadığını belirtmekte de fayda var. Elbette Second Life karakteri mobil içerik işindeki rakipleri dahil tüm on-line rakiplerinden daha fazla rağbet gören Playboy firması bu konuda bir istisna oluşturuyor.

Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki sanal-dünya kullanıcıları da aslında birlikte işlem gören avatarlar için bir yaygara kopartmakta değiller. Second Life sakinlerinden Prokofy bu hamlenin güvenlik ve fikri mülkiyet hakları açısından pek çok ciddi sorunu da beraberinde getireceğini ifade ediyor.